5 Yorumlar


  • tebrik ederim Mutlu ve huzurlu bir ömür dileğiyle.

    Ağustos 26, 2017
  • […] 5 saat sonra 02.30 civarı o tanıdık bildik haller geldi üzerime. Çok yorulmuştum, bir minicik hurmayı 3 sancıda bitiremiyorum diye söyleniyor, ıkınmaya gücüm kalmadı diye yakınıyordum. 6-7 cm civarında olduğumu tahmin ediyor, artık doktorumu arama zamanının geldiğini düşünüyordum.  Muayne etmesi ebeyi için çağırdım ve sonuç tam bir fiyaskoydu:sadece 2 cm!!! Allak bullak oldum, saatler önce muayne sırasında da 2 cm’dim ben! Günlerdir aklımın bir köşesindeki korkum geldi ve beynimi esir aldı. 41.hafta,  ikinci doğum, fitil ve bu şiddetteki sancılar hala açılmayı sağlamadıysa bu doğumda bir terslik olacaktı!  Genel anestezi, bayılmak, bir daha ayılamamak, sana birşey olması… Önce sen iyi misin diye bakmak için NST istedim, çok şükür kalp atışların düzenliydi. Sonra da epidural için kateter takılmasını talep ettim. Doktorun gelip acil sezaryen kararı alırsa en azından bayılmamalıydım. Ameliyathaneye indiğimde uykusundan yeni uyanmış 50 yaşlarında bir anestezist teyze karşıladı beni. Hızlıca ikinci doğumum olduğunu, ilk doğumumda epidural takıldığını ancak ilacı almadığımı anlattım. Tabi bunu iki sancı arasında bir yandan kendimi sakinleştirmeye çalışırken anlatınca “Siz daha 2 cmde böyleyseniz nasıl epidüralsiz doğurdunuz ben anlayamadım valla” dedikten sonra dan dun haber vermeden iğneyi sokmaya başladı. İçimden türlü türlü cevaplar geçiriyor ancak söyleyecek mecali kendimde bulamıyordum. Yaklaşık 5-6 denemeden sonra bana daha önce yan yatırılarak tek seferde takıldığını, yıllardır yoga yaptığımı eğer bana ne yaptığını ne zaman yapacağını söylerse nefes alıp gevşeyerek kendisi ile işbirliği yapabileceğimi söyledim. Susmamı söyledi! 35. Dakika, belime yapılan sayısız uyuşturucu iğne, 17 denemeden sonra aniden suyum geldi. Baktım hala sokmaya çalışıyor, işte o an bana bir delilik geldi “41 haftalık hamileyim biriniz suyumun rengine bakar mı lütfen şu anda acil ameliyata alınmam gerekiyor olabilir” diye bağırdım ve öğürmeye başladım. Midemin bulandığını anlayan kadın bayılacağımı düşünerek tansiyonumu ölçmeye başladı. O sırada bilekliğimi görüp bomba sorusunu patlattı “Aaa alerjiniz mi var?” E be kadın, e be anestezist, e be ameliyathanelerin tek sahibesi, e be canımızın emanetçisi buna şimdi mi bakılır!!! Çekin ellerinizi üzerimden ve beni derhal burdan çıkartın diyebildim. Kapıda beni endişeli gözlerle bekleyen teyzen, baban ve teyzeme eğer sezaryene gireceksem hiçbir şekilde bu kadın tarafından bayıltılmak istemediğimi söyledim ve kusmaya başladım-tıpkı ilk doğumda olduğu gibi. O sırada kontrolü tekrar ele almaya karar verdim. Ebenin ne dediği önemli değildi, santimlerle işim yoktu, ben bu işi daha önce yapmıştım, o ağrı seviyesi, ağzımdan dökülen cümleler, suyum, kusmam hepsi tek birşeye işaret ediyordu. Kimse inanmasa da ben doğuruyordum ve bu tecrübesiz ellere doğurmaya da hiç niyetim yoktu. Ebeye hemen doktorumu çağırmasını söyledim. Hastaneye çok yakın oturan canım doktorum ebenin verdiği 2 cm bilgisine rağmen ikiletmedi hemen kalktı geldi. Doktorum geldiğinde saatlerimiz 03.30’u gösteriyor, bense yanlış nefes aldığımı söyleyen ebeye kısaca “kes” diyordum. Artık  doğumun hangi evresinde olduğumu  kimseye soracak değildim! Doktorum NST yaptıktan sonra beni muayne etmek istediğinde o da nasibini aldı heyheylerimden “Dokunma bana!”. Yaklaşık  2 saattir hiçbirşey yeyip içmediğimi duyunca enerji toplamam için serumla şekerli su verdi, herşeyin yolunda olduğunu, 1 saat sonra doğumun gerçekleşeceğini, artık eve gitmeyeceğini söyleyip çıktı. Peşinden gidip bu tavrım için özür dileyen babana ise “Moralini bozmamak için ona söylemedim, sen git yat, bu iş daha çok uzayacak, ebe muayenesinde 2cm’miş, şimdi 5 olsa sabahı bulur bu doğum”demiş. O sırada şekerli su ile biraz enerjisi yerine gelen ben ilk doğumumda yapamadığım için çok üzüldüğüm hipnozuma başladım. Daha önce karar verdiğim sayısız mantra dururken “Sadece 10 dakika istiyorum, sadece 10 dakika sakin olmak istiyorum, sakin, çok sakin…” demeye başladım. Ne yaptığımı hemen anlayan teyzen çok akıllıca bir hareketle saatine bakıp süreyi tutmaya başlamış. Artık gelen dalgalarda kılımı dahi kıpırdatmamacısına gevşemiş bir şekilde yatıyor sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordum. Yine daha önce karar verdiğim sayısız görüntü yerine gözümün önünde gelen Casper’a hoşgeldin dedim. Sen benim sevimli hayaletim bense içinden kolayca geçmene izin vermeyen bir duvardım. Artık doğumistan denen yerde ikimiz birlikteydik. Her nefeste gerçek dünyadan daha da uzaklaşıyor giderek gevşiyor, senin bu duvardan geçebilmen için birlikte çalışıyorduk. Kronometreler 8,5 dakikayı gösterirken ani bir ıkınma ile kafanın tepesinin çıktığını hissettim. Teyzene Cem’i çağır çıkıyor dedim. Birkaç dakika önce 2-3 saatten önce doğmaz diyen, aheste aheste odaya girip bana baktığında gözleri yuvalarından fırlayan sevgili doktorum sakın itme steril ortama inmemiz lazım derken, ben ona yalvarıyordum ne olur bırak doğurayım tutamıyorum diye! Olanları ebeden önce sezen teyzen koşarak doğumhaneye inen asansörü çağırdı, bense bacak bacak üzerine atarak tekerlekli sandalyeye oturtuldum. Daha önce çenemi gevşetmemi hatırlatmaya programlanmış teyzen asansörde seni çıkartmamak için iki büklüm otururken çenemi gevşetmemi söyleyince bana bir gülme geldi, gevşetirsem oracıkta doğurmam işten bile değildi. Kimse elini bile yıkayamadan, ne doktorun ne teyzen hayal ettiği doktor önlüğünü bile giyemeden, uyumaya giden baban doğumhaneye yetişemeden, ben nefes vererek seni sakince itemeden, büyük bir kükreme ile oracıkta doğuverdin tam sabah ezanıyla 3.56’da. Öylece üstüme attı seni Dr kordonu kesmeden ıslak ıslak. İşte o mükemmel an, mükemmel koku, hoşgeldin Güneşim ışığım benim dedim hem gülüp hem ağlarken. Artık sağlıkla kucağımdaydın ya ne hastaneye geldiğimden beri görüşmeye çalıştığım ancak bir türlü müsait(!) olmayan nöbetçi çocuk doktorunun tentene temas konusunda tutucu çıkması ne de kordonu teyzene kestirmeyi unutmamız umurumda olmadı. İlk muaynen için seni kısacık verip emzirmek için tekrar geri aldım. O sırada bir bomba da ebeden geldi, “Benim parmaklarım biraz kısadır sanırım yanlış muayne etmişim! Bu da son oldu hastanede kaldığımız süre boyunca topuk kanı alınması haricinde ne seni verdim ne odaya onları soktum. Tüm kondisyonuma rağmen yorgun düşmüş, tüm psikolojik hazırlığıma rağmen kısa bir süre için de olsa paniklemiştim. Ama tüm bunlar yine doğum mucizesinden büyülenmeme engel olamadı. Teyzen, teyzem, sen, ben kan bağının ötesinde müthiş bir bağ kurduk o gece, çok güzel karşıladık, huzurla sarmaladık seni. Çok iyi geldin bize, iyi ki geldin ailemize… Diğer fotolar için tık tık… […]

    Kasım 14, 2014
  • lamia

    Muhtesemsiniz. Hepberaber saglik ve mutlulukla yasayin insallah. Sevgiler…

    Temmuz 25, 2014
    • No prmnueo…abytime…..jlst remember when you use the Wifi Voip phone that wireless takes much from batteries. But you’ll be fine. I’ve changed the charger cable from the Belkin phone with one with more capacity. That way it charges faster and the adapter doesnt heat up that quick.With the standard cable its about 3 hours charging.Hope this helps….Peace outKevon

      Mart 24, 2017
  • harika bayildim.. Cok guzel bir aile masallah yeni bebege hayirli sansli bir omur dilerim

    Temmuz 19, 2014

Yorum Bırakın


Adınız*

E-posta (görünmeyecek)*

Web sayfanız

Yorumunuz*

Gönder

Özlem Turan | Düğün fotoğrafçısı | Doğum Fotoğrafçısı ÖZLEM TURAN

FACEBOOK SAYFASI TWITTER FLICKER INSTAGRAM INSTAGRAM